Uluslararası Ticarette Türkiye´nin Yeri ve Potansiyeli

“Uluslararası Ticarette Türkiye´nin Yeri ve Potansiyeli” konulu panel fakültemiz konferans salonunda gerçekleştirildi.                       

Dekan Prof. Dr. İbrahim S. Canbolat´ın moderatörlüğünü üstlendiği panele Kaymakam Ali Akça, Milli Eğitim Müdürü Fatih Bilican, Müftü Kazım Güzel ile öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı.

Uludağ Üniversitesi İşletme Fakültesi Uluslararası İşletmecilik ve Ticaret Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Esra Güler, Uludağ Üniversitesi İnegöl İşletme Fakültesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Orhan Bozkurt ve Uluslararası Satış Direktörü Sadi Diker, “Uluslararası Ticarette Türkiye´nin Yeri ve Potansiyeli” konularında önemli bilgiler verdiler.

 

Kendimiz Üretmemiz Lazım

Ticarette iki boyutun dikkat çektiğini savunan Canbolat, “Mal alıp satarız, ekonomik kar elde ederiz, üretim yapar dışarıya satarız, ekonomik kazanç elde ederiz. Bazı ülkeler bunu yapar. Genellikle hammadde satanlar vardır. Bursa´da dağlara bakıyoruz, TIR´larla büyük mermerler gidiyor. Bunları işlemeden satarsak bir birim kâr elde ederiz ama işlersek 100 birim kâr elde ederiz. Ülkelerin dış ticaretteki stratejik boyutu burada kendini gösterir. Bir ürün böyle satar kâr elde ederiz. İkinci ürün de; hem ürün satarız hem maddi ekonomik kazanç elde ederiz hem de stratejik siyasi bir kazancımız olur. O, gelişmişlik düzeyi yüksek ürünler üretirsek, stratejik boyutu yüksek olan ürünler üretip satarsak o yönüyle önemli bir dış ticaret geliri elde etmiş oluruz. Fakat merkez ülkeler maalesef buna izin vermiyor. 7+1 gelişmiş ülke var. 8 gelişmiş ülke olarak söylediler. Rusya´nın üretim kapasitesiyle, kültürüyle diğer ülkeleri kıyasladığınızda çok farklı boyutu var. Fakat iki süper güçten biri olduğu için dâhil edildi. Merkez ve çevre… Gözlem sonucu teori oluşturulmuş. Merkez ülkeler bütün kuralları kendileri koyuyorlar ve çevre ülkelerinin, yani 5´te 4´ünü oluşturan 3. dünya ya da gelişmekte olan ülkelerin kendi aralarında bir araya gelip üretim yapmalarına izin verilmiyor. 1996 yılında Türkiye öncülüğünde D-8 oluşturuldu. O dönemin Başbakanı merhum Necmettin Erbakan´ın üzerinde durduğu bir boyuttu. Türkiye, İran, Mısır, Pakistan, Endonezya, Malezya, Bangladeş ve Nijerya… Çok güzel bir projeydi. Çifte standart olmasın, eşitlik, adalet olsun dediler fakat ne oldu? Teori gerçekleşti. AB; biz bir Asya-Avrupa vakfı oluşturduk diyerek 2 D-8 ülkesine çengel attı. Bu bir müdahaledir. Merkezin çevreye müdahalesini gördük. Bir yıl devam etmeden Türkiye´deki bu hükümet düşürüldü. Şuanda D-8 var ama ruhunu aldılar, ruhu yok. Amaca uygun hiçbir davranış yok. Çünkü D-8´in arkasındaki siyasi irade ortadan kaldırıldı” dedi.

 

Türkiye Büyüyor

“Küresel Ekonominin genel görünümü, beklentiler ve potansiyel riskler, mevcut ekonomik gelişmeler´ konularında bilgiler veren fakültemizde Uluslararası İşletmecilik ve Ticaret Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Esra Güler ise, “Dünya ekonomisinin tamamı için yüzde 3,6, gelişmiş ekonomiler için yüzde 2,2 yükselen piyasalar ve gelişmekte olan ekonomiler için yüzde 4,6 bir yükseliş beklentisi var. Küresel ekonominin gidişatına ilişkim önemli gelişmeleri PMI verilerinden görüyoruz. Bu oran yüzde 50´nin üzerinde olduğunda iyi işler olduğunu görüyoruz ve şuan bu oran yüzde 53,10. 2017´nin ilk yarısında beklenenden daha iyi büyüme oranına sahip Euro Bölgesi, Japonya ve yükselen Asya bölgeleri, yükselen Avrupa ve Rusya´daki yukarı yönlü ve geniş tabanlı revizyonlar ABD ve Birleşik Krallık için geçerli aşağı yönlü revizyonları dengelemektedir. 2017 ve 2018 rakamlarında gelişmekte olan ekonomilerin büyüme öngörüsünün 4,7 ve 4,9 oranında olduğunu gördük. Küresel ekonomide ipi göğüsleyenler Asya ekonomileri. Bunun uzun vadeli olacağını görüyoruz. Bu ülkeler içerisinde Çin ve Hindistan başı çekiyor. IMF bunu küresel anlamda tam olarak deklare etmiyor ama Çin´in zirvede yer alacağı ifade ediliyor. Gelişmiş ülkelerin beklenen performansı en fazla yüzde 1-2 arasında değişiyor. Gelecekte küresel ekonominin büyümesi Asya ekonomisinden gelecek diye görüyoruz. Orta vadeli olarak küresel ekonomiyi bekleyen riskler devam ediyor. IMF net bir şekilde söylüyor ki küresel toparlanma her ülke için aynı düzeyde değil. Temel görünümde güçlenmeyle birlikte büyüme oranları yüzde 2´leri aşamıyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde enflasyon istenen düzeye gelemedi. Ekonomik faaliyetler henüz arzulanır seviyeye gelemedi. Burada IMF gelişmiş ülkelere atıfta bulunuyor. Bizde faizler oldukça yüksek olmasına rağmen sıkı para politikasına devam diyor” diye konuştu.

 

İlgili Haberler

Kendimiz Üretmemiz Lazım 

“Uluslararası Ticarette Türkiye’nin Yeri ve Potansiyeli” Konulu Panel Düzenlendi

Uluslararası Ticarette Türkiye’nin Yeri ve Potansiyeli

Dışa Bağımlılık Sona Ermeli

 

 

 

08.12.2017



İlgili Resimler
Haberler